Anagram
Başını ellerinin arasına almış, odada dolanıyor. Oradan oraya gidiyor, masanın üstündeki sayfaları karıştırıyor, büyük bir sıkıntıyla iç çekip yerine bırakıyor. Ona öyle geliyor ki, odası erimekte.
Saat 6'da, olur anlaştık. Evi bulurum bir şekilde, geleli çok olmadı ya, sen unutuyorsun asıl. Hayır, suçlayıcı konuşmuyordum özür dilerim. Biliyorum, biliyorum. Aramızda duygusal anlamda hiçbir şey olmayacak, defalarca söylemene gerek yok.
Geçen kış yazdığı şiirin yer aldığı bir sayfayı alıyor eline. Hızlıca kelimelere göz gezdiriyor. Midesi bulanıyor. Şiirin nelerden bahsettiğini bilmiyor, gözü salt kelimelerde.
Yoldayım evet. Ne? Hayır onu giymedim. Üzgünüm.
Pencere kenarına gidiyor. Cebinden çakmağı çıkarmaya çalışırken yere düşürüyor. Zihni allak bullak sigara yakıyor. Utanç içinde kelimeleri düşünüyor. Yazılarda, öykülerde, şiirlerde gözü dönmüş biçimde kullandığı kelimeler gözünün önünden akıyor.
Sorun değil, benim de çok vaktim yok zaten. Ben de seni özledim. Bir sigara içelim mi önce.
Kitaplığına yöneliyor. Bir zamanlar yüreği çarparak okuduğu romanları karıştırıyor. Kendi kelimeleri değil. Bu yazarların hiçbiri bir çemberde dönmüyor. Onları çok aşağılarda bir yerden okuyor. Ona öyle geliyor ki, bedeni odada artık iyice ufaldı.
Teşekkür ederim. Haberleşiriz yine, ben gideyim.
Bir kulak çınlamasıyla yere kapanıyor. İyisi mi her şeyi ateşe vermeli.
17.09.25
Yorumlar
Yorum Gönder