Afiş
Yoldasın. Elinde afişlerle yürüyorsun. Birazdan adımladığın sokaklar bu afişlerle dolacak. Rahatsız edecek, rahatsız edileceksin. Matbaadan almadan önce afişlere göz ucuyla baktın, kızıl en çok göze çarpan renk. Güzel. Dikkat çekecek, dikkatini vermeyeceksin. Dikkatini vermediğin için suçlu hissedeceksin. Yürürken sivilleri gözlerinle ayırt ediyorsun ama afişte yapmayacaksın bunu. Ayırdındasın. Bu sefer farklı diyorsun. Bu afiş farklı. Yanından geçip giden gölgeli suratlara, uçları aşağıya kıvrılmış dudaklara bakıyorsun. Sokaklar bitimsiz bir acı taslağı. İçindeki umudu ellerine alıp taşımak istiyorsun bu ışıksız gözlere. İçindeki kaynağın böylesine soyut oluşu seni rahatsız ediyor. Rulo halindeki afişlere bakıyorsun. Farklı bu sefer. Bu çağrı somut bir umut diyorsun. Yılgınlıklara, karanlıklara, ümitsizliklere inat diyorsun. Ayağın takıldı. Tam da aklında bir soru parlamışken. "Kimin için?" Sesli söyledin. Kısık, sorgucu bir ses. Birkaç göz dikildi üzerine. Önce yüzüne, sonra afişlere. Alışkınsın. Bir yüze bakıyorsun. Aklındaki sorunun özü değişmedi. "Demokrasi, kimin için?" Evirip çeviriyorsun. Anlam değişmedi. "Kimin için, hangi sınıf için demokrasi?" Sokağın köşesine geldin. Neredeyse varmak üzeresin. Birazdan yoldaşını görecek, birlikte çıkacaksınız afişlemeye. Onları düşündükçe aynı umudu paylaşmanın sevinci doluyor içine. Karşıdan geliyor. Elindeki bantı parmaklarının arasına geçirmiş. Hafif savruk bir yürüyüşü var. Hızlıca selamlaşıp yürümeye başlıyorsunuz. İkinizin de yüzünde alışkın, yerleşik bir umut var. Bu afiş farklı, diyorsun. Bu farklı.
06.06.23
Yorumlar
Yorum Gönder