Benim Korkaklığım Korkunç İvan'da Yoktur
Ölüm bende sanki hiç somutlanmıyor. Bu sancının şeklini, ışıksızlığını, neye benzediğini gösteremiyorum. Parmağım tam işaret edecek, bir tetiğe basılıyor. Herkes oraya bakıyor. Ben oraya bakıyorum. Bir kurşunun geceyi delip geçtiği yere bakıyoruz. Ses gecenin içinde nasıl da buz gibi, elle tutulur. Şaşıyorum. Bir acının öyle ya da böyle, hiçbir yerinden tutulamayıp hiçbir yere sığmayışına - şaşıyorum. Eylül akşamlarını bir çuvala koyup havasız bırakmak istiyorum. Kendimi bir çuvala koyup havasız - Benim korkaklığım Korkunç İvan'da yoktur, boş verin. Ben yalnız mahvedilmiş bir yaşamın ağrısı ve intihar düşüyle yaşayacağım. Gencecik yaşta öldürmeden kendimi, sararıp solmamı gün günden izleyerek. Bir yanda mücadele var tabii, değil mi ki soylu düşümüz. Parmağımın gösteremediği bir başka görkemli imge. Bana öyle geliyor ki; bu bahsi geçen kızıl imge, hayatla omuz omuza kaş altından bakışılan bir yoldaştır. Bize en suçlu hissettiren / bizi düştüğümüzde kaldıran. Çok sevgili birinin dediği gibi; Marksistim ben, ne kadar Marksist olabilirsem o kadar. Sapımıza kadar umuda bulandık ama hiçbir yerimize yapışmadı değil mi? Ölümün yakamıza yapıştığı kadar - hiçbir şey yapışmadı bize.
08.09.24
Yorumlar
Yorum Gönder