Onarılamaz Olur
Bir zamandır tek sayfa kitap okumadım. Üst komşu bağırıyor, neye bilmem. Herkes mutlaka bir yerde bağırıyordur zaten, şaşılacak şey yok. Böyle bağırtılardan sonra nedense hep ele bir bıçak alınacağını, bir duvara bardak fırlatılacağını ya da herhangi bir elin kalkacağını düşünürüm. Bu senaryo o kadar kuvvetlidir ki zihnim onu neredeyse gerçekliğe varan biçimde sonuca ulaştırır. Zihnimdeki bu ihtimal dünyanın bir yerinde gerçekliğe dönüşmüştür artık. Bunun için yapabileceğim hiçbir şey olmaz.
Sigara yakıyorum üst üste. Yaktığımı unutup tekrar tekrar yakıyorum. Gülüyorlar bana. Ne dalgınsın! Ne düşünürüm böyle anlarda? Bunu da bilmem. Bana dair ne varsa dürtüdür. Bu da anlaşılmamıştır henüz. Ben dürtülerden ve arzulardan oluşurum. Olur da anlayan çıkarsa bir çukurda bulacaktır kendini, muhakkak. İtilmiş hâlde. Suçlusu her zaman olduğu gibi benimdir. Ben her koşulda ve her insana karşı suçluyumdur. Yüreğim bunu her mahkemede söyleyebilecek onura sahiptir. Onların her şeyi var, onurları yok.
Bir telefon geldi, bilinç bölündü. Arkadaşım arıyor. Yine açmıyorum. Dargınlığın şekli nedir, rengi hangisidir? Bir dostun uzaklaşmaya gönül koyuşu onarılamaz olur. Benim elimden çok şey gelir, yapmam. Kendimi anlayamaz olurum. Dostluğun tıpkı bir plaj şemsiyesi altında dondurma yemek gibi hissettirdiği günleri sadece özlerim. Ben bir büyük çelişki anıtıyım.
Ses kesildi. Komşu oyunbozanlık yaptı. Kurguladığım oyun bozuldu böylelikle.
18.12.24
Yorumlar
Yorum Gönder